• Güneşli havalarda ova ne kadar hoştur. Ne kadar hoş görünür! Güller açtığı zaman da gül bahçesi çok güzeldir.
• Gördüğümüz şu güneşten başka bir güneş vardır ki, onun fermanı, onun emri, onun hükmü ile bizim bu güneşimiz iş görmekte, nurlar saçarak gökleri . dolaşıp durmaktadır.
• Sevgili mal verene, altın bağışlayana kendini öptürmez. O aşk derdi ile sararıp solan gerçek aşka yanağını uzatır.
• Kanat çırparak uçuşan şu dudu kuşlarına bak! Kendilerine şeker veren bir şeker dudaklıya doğru uçup giderler.
• Dünyada herkes bir şeker dudaklıyı seçmiş ve sevmiştir. Bizim de bir şeker dudaklımız vardır ki, o da bize bambaşka şekerler verir.
• Bizim de öyle bir şeker dudaklımız vardır ki, şekerler ondan şeker dilerler.
•Bizim öyle bir padişahlar padişahımız var ki, bize saltanat bağışlar, zaferler verir.
• Eğer padişah oğluysan, himmetini yücelt, padişahın sana taç bağışlamasını, kemer kuşatmasını yeter bulma!
• Elbiseni çıkar, soyun, koş, ab-ı hayata dal da topraktan yaratılmış olan varlığın sana yakutlar, inciler versin!
• Aşka doğru koş! Sana gelip geçici olan güzelliği gösterip, sana dert veren, kan ağlatan sevgiliden çekin!
• Şu dünyada benim gözüme hiçbir güzelin güzelliği görünmüyor. Çünkü, ezel nakkaşı, can bedenine gayb aleminden şekiller vermede, onu bir başka çeşit süslemededir. Ben o güzellikleri, o süsleri görmek isterim.
• Aklı, kendisine kevser suyundan haber veren kuş, nasıl olur da kör kuşlarla beraber acı su içer?
• İki gözümüzü de Hakk kendi güzelliği ile doldurdu. O öyle güzeller güzeli ki, "Ay" bile onu güzelliğini görse, hemen uğrunda, canını feda eder.
• Diinya güzelleri bile, onun dilencisinin gözüne toprak gibi görünmede, Allah'ın görüş kabiliyeti verdiği göz, nasıl olur, nasıl görür; bir düşün!
Divan-ı Kebir'den
Mevlana Celaleddin-i Rumi (k.s.)